Bursa'nın Endemik Bitkileri Hakkında Ne Kadar Şey Biliyoruz? - bursadoga.net.tc

Bursa’nın Endemik Bitkileri Hakkında Ne Kadar Şey Biliyoruz?

Bursa’nın dağlarında saklı bir hazine

Bursa’ya her gidişimde, Bursa’nın endemik bitkileri beni yeniden şaşırtıyor. Ova değil, dağlar ve yaylalar asıl hikâyeyi anlatıyor. Uludağ’ın eteklerinden başlayıp, Gemlik’in sarp yamaçlarına kadar uzanan bu coğrafya, Türkiye’nin en zengin endemik bitki çeşitliliğine sahip yerlerinden biri. Ama çoğumuz farkında değiliz. İlk defa Uludağ’a tırmandığımda, yol kenarındaki mor çiçek kümelerini görünce durup uzun uzun bakmıştım. Sonradan öğrendim ki o çiçeklerin çoğu başka hiçbir yerde yetişmiyordu.

Rüzgârın serin estiği sabah saatlerinde ormanda yürürken, ayaklarınızın altında çıtırdayan kuru yaprakların sesi, kuş cıvıltıları ve uzaktan gelen su şırıltısı… İşte tam bu ortamda, endemik türlerle burun buruna geliyorsun. Bazıları o kadar küçük ki, eğilmeden fark etmiyorsun. Bazılarıysa dimdik, gururlu duruyor.

Endemik ne demek, Bursa’da neden bu kadar fazla?

Endemik bitki, sadece belirli bir coğrafi alanda doğal olarak yetişen ve dünyanın başka hiçbir yerinde görülmeyen bitki türüdür. Bursa, jeolojik yapısı, rakım farkları ve Akdeniz ile Karadeniz iklimleri arasında bir geçiş noktası olması sayesinde bu açıdan çok şanslı. Yaklaşık 300’ün üzerinde endemik ve yarım-endemik bitki türü barındırıyor. Bu rakam Türkiye ortalamasının oldukça üstünde.

Uludağ’ın yüksek kesimlerinde yetişen Uludağ kökü (Ferula elaeochytris) mesela. Kokusu çok keskin, halk arasında çeşitli amaçlarla kullanılır. Ya da Bursa lalesi. Evet, bildiğimiz lale değil ama ona çok benzeyen, mor-pembe tonlarda bir güzellik. İlk gördüğümde fotoğrafını çekmek için neredeyse yarım saat diz çökmüştüm.

En dikkat çeken Bursa endemik bitkileri

Liste uzun ama birkaç tanesi gerçekten akılda kalıyor. Thymus cariensis yani Bursa kekiği, hem kokusu hem de tıbbi değeriyle ünlü. Çayını içtiğinizde boğazınızı yumuşattığını hissedersiniz. Bir diğeri Allium bursaense, yani Bursa soğanı. Hem soğan hem de çiçek haliyle çok şirin duruyor.

Orhaniye civarındaki kayalık alanlarda rastladığım Campanula lycica türleri de inanılmaz. Çan şeklinde mor çiçekleri rüzgârda hafifçe sallanıyor. Sanki size “buraya basma” der gibi. Doğa bazen böyle ince mesajlar veriyor.

Ayrıca Hypericum bithynicum (Bursa kantaronu) ve Verbascum bombyciferum gibi türler de bölgenin önemli endemikleri arasında. Özellikle sonbaharda Verbascum’un sarı çiçek kuleleri tepeyi adeta altın rengine boyuyor. O manzarayı bir kez gören bir daha unutamıyor.

Doğada gezerken nelere dikkat etmeliyiz?

Bu bitkileri görmeye gittiğinizde lütfen koparmayın. Çoğu zaten çok az sayıda yetişiyor. Fotoğrafını çekmek, yanına oturup kokusunu hissetmek yeter. Ben genelde sabah erken saatleri tercih ediyorum. Hem ışık daha güzel oluyor hem de turist kalabalığı henüz gelmemiş oluyor.

Yanınıza mutlaka su ve iyi bir yürüyüş ayakkabısı alın. Özellikle Uludağ’ın zirve yollarında zemin kaygan olabiliyor. Kuş seslerini dinleyerek yürümek ise bambaşka bir keyif. Bazen bir kartalın gölgesi üstünüzden geçiyor, bazen de bir sincap telaşla ağaca tırmanıyor. Tüm bunlar o endemik bitkilerin yaşadığı ekosistemin parçası.

Tehditler ve koruma çalışmaları

Ne yazık ki Bursa’nın endemik bitkileri büyük tehlikelerle karşı karşıya. İklim değişikliği, plansız yapılaşma, aşırı otlatma ve bilinçsiz bitki toplama en büyük sorunlar. Bazı türlerin populasyonu son 20 yılda yarı yarıya azalmış durumda.

İyi haber ise, Bursa’da bu konuda çalışan üniversiteler, Doğa Koruma ve Milli Parklar ekipleri ve gönüllü doğa severler var. Uludağ Milli Parkı içinde belirli alanlar koruma altına alınmış. Ama koruma sadece kağıt üzerinde kalmamalı. Bizim de sorumluluğumuz var. Hafta sonu pikniğe giderken rastgele ateş yakmamak, çöplerimizi toplamak gibi basit şeyler bile fark yaratıyor.

Kendim şahit oldum; bir grup genç, yol kenarındaki endemik çiçeklerin etrafına “koparmayın” yazan küçük bir tabela koymuştu. Çok etkilenmiştim. Belki de en güzel koruma yöntemi bu tür farkındalıklar.

Bursa’da endemik bitki rotaları önerisi

Eğer siz de bu güzellikleri yakından görmek isterseniz birkaç rota önerebilirim. Uludağ’ın Sarıalan mevkiinden başlayıp, Çobankaya’ya uzanan yürüyüş oldukça keyifli. Özellikle haziran-temmuz ayları çiçeklenme dönemi olduğu için en ideal zaman.

Bir diğer güzel rota ise İznik Gölü’nün güneyindeki tepeler. Burada hem endemik bitkiler hem de tarihi kalıntılar bir arada. Gemlik’in iç kısımlarındaki ormanlık alanlar da sürprizlerle dolu. Ama dikkat, bazı bölgeler özel koruma alanı olduğu için giriş izni gerekebiliyor. Önceden araştırmakta fayda var.

Ben her seferinde farklı bir patikadan gitmeye çalışıyorum. Çünkü aynı yolda bile her mevsim farklı bitkiler açıyor. Doğa hiç durmuyor.

Bursa’nın bu endemik zenginliğini korumak, aslında kendimizi korumak demek. Çünkü bu bitkiler sadece güzel görünmüyor; ekosistemin, toprağın, arıların, kelebeklerin ve bizim geleceğimizin de bir parçası. Bir dahaki Bursa yolculuğunuzda, yolunuzun üstündeki o küçük mor, sarı ya da beyaz çiçeklere biraz daha dikkatli bakın. Belki de karşınızda, dünyada sadece burada yaşayan bir can dostu duruyordur.