Uludağ’da Kamp Yapmak Neden Bu Kadar Özel?
Her seferinde aynı heyecanı yaşıyorum. Uludağ kamp alanları deyince aklıma önce o derin orman kokusu, sonra da gece yıldızların altında duyulan rüzgarın uğultusu geliyor. Bursa’nın hemen yanı başındaki bu devasa dağ, hem yaylaları hem de sık ormanlarıyla kamp severlere adeta bir cennet sunuyor.
İlk gittiğimde dikkatimi çeken şey, yolun bittiği yerlerde bile hâlâ keşfedilmemiş köşelerin olmasıydı. İnsan kalabalığından uzak, kuş seslerinin ve yaprak hışırtılarının hâkim olduğu yerler arıyorsanız doğru yerdesiniz.
Sarıalan Yaylası – En Kolay Erişilebilir Güzellik
Sarıalan, Uludağ kamp denince ilk akla gelen yerlerden biri. Otellerin biraz uzağında, ormanın hemen kenarında birkaç düzlük var. Çadır kurmak için ideal. Sabah erken saatlerde sis bastığında ortalık adeta masal gibi oluyor. Su kaynağı da yakın, bu da büyük avantaj.
Rüzgar estiğinde ağaçların sesi insanın içini rahatlatıyor. Özellikle yazın sıcak günlerde burası serin kalıyor. Yanınıza mutlaka uzun kollu bir şeyler alın, akşamları epey serinleyebiliyor.
Kurtkaya Yaylası – Sessizliğin ve Manzaranın Buluştuğu Nokta
Burası biraz daha içeride kalıyor. Araçla gitmek isterseniz son kısım biraz zorlu ama değiyor. Uludağ kamp alanları arasında en sakin yerlerden biri Kurtkaya. Gece duyduğunuz tek ses kendi nefesiniz ve uzaktan gelen bir dere şırıltısı olabiliyor.
İlk defa gittiğimde telefon sinyali bile çekmiyordu. O an anladım ki aradığım tam da buydu. Yıldızlar burada daha net görünüyor sanki.
Çobankaya ve Çıralı Yaylaları – İki Kardeş Gibi
Bu iki yayla birbirine oldukça yakın. Aralarında sadece 20-25 dakikalık bir yürüyüş mesafesi var. Çobankaya daha çok açık alan sunarken Çıralı daha çok orman içi hissi veriyor. İkisinde de kamp kuranları sıklıkla görebilirsiniz.
Özellikle Çıralı’da akşamüstü rüzgarı estiğinde dalların arasında oluşan uğultu insanın tüylerini diken diken ediyor. Doğanın sesini adeta hissediyorsunuz.
Karabelen Orman İçi Kamp Alanı – Gerçek Orman Deneyimi
Burası tam anlamıyla ormanın içinde. Yüksek ağaçların altında kalan küçük açıklıklar kamp için birebir. Uludağ orman kampı arayanların favorilerinden. Toprak zemini yumuşak, çadır kazıkları kolay giriyor.
Akşam ateş yaktığınızda etrafınızdaki ağaçların gölgeleri dans ediyor. Kuş sesleri sabahın ilk ışıklarına kadar hiç kesilmiyor. Burayı özellikle fotoğraf çekmek isteyenlere öneririm.
Büyük Gölde ve çevresi – Suyun ve Yeşilin Büyüsü
Adından da anlaşılacağı gibi burada küçük bir gölet var. Yazın etrafı yemyeşil oluyor. Kamp kurduğunuz yerden sadece 5 dakika yürüyerek suya ulaşabiliyorsunuz. Soğuk ama tertemiz.
Bazı kampçılar burayı çok kalabalık bulabiliyor. O yüzden hafta içi gitmenizi tavsiye ederim. Sessizliği yakaladığınız anda Büyük Gölde kamp deneyimi unutulmaz oluyor.
Şahinler Koyu ve Zirveye Yakın Gizli Düzlükler
Uludağ’ın biraz daha yüksek kesimlerinde, zirveye yakın ama ormanla çevrili birkaç gizli düzlük bulunuyor. Bunlardan biri de Şahinler Koyu olarak bilinen alan. Adı gibi şahinleri sıkça görebiliyorsunuz.
Burası biraz daha zor ulaşılıyor. Yürüyüş sevenler için ideal. Ama bir kere vardığınızda manzara her şeye değer. Özellikle sonbaharda renk cümbüşü inanılmaz güzel.
Uludağ’da Kamp Yaparken Dikkat Edilecekler
Her ne kadar doğa harikası olsa da bazı konularda dikkatli olmak gerekiyor. Ayı ve kurt gibi yaban hayvanları bölgede var. Yiyecekleri mutlaka ağaca asın veya aracınızda bırakın. Ayrıca hava çok hızlı değişebiliyor. Bir anda sis basabiliyor, sıcaklık aniden düşebiliyor.
Yanınıza mutlaka kat kat giyecek alın. İyi bir uyku tulumu şart. Ve tabii ki doğayı olduğu gibi bırakın. Çöplerinizi toplayın, ateş yakacağınız yerlere dikkat edin.
Uludağ’ın bu saklı yaylaları ve ormanları her seferinde bana farklı bir hikaye anlatıyor. Bazısında sadece sessizlik, bazısında kuşların konseri, bazısında da rüzgarın uğultusuyla dolu bir gece geçiriyorum.
Belki bir sonraki kampınızda siz de bu alanlardan birini seçersiniz. O zaman kulaklarınızı iyi açın. Çünkü dağ, size kendi dilinde bir şeyler fısıldıyor.