Bursa’da huzur arayanlar için saklı cennetler
Bursa denince akla ilk gelen şey tarihi camiler, ulu dağlar ve tabii ki yeşil Bursa oluyor. Ama şehrin gürültüsünden, trafiğinden ve kalabalığından bıkanlar için çok daha sessiz, çok daha derin bir Bursa var. Ben de birkaç senedir bu doğa sığınaklarını tek tek keşfediyorum. İlk gittiğimde dikkatimi çeken şey, şehrin sadece 15-20 dakika uzağında bambaşka bir dünyanın başlamasıydı.
Rüzgarın yaprakları hafifçe oynattığı, kuş seslerinin hiç kesilmediği, suyun yavaş yavaş aktığı yerler… İşte tam da bunları anlatacağım size. Hazırsanız, gelin birlikte Bursa’nın en gizli yeşil duraklarına gidelim.
Uludağ’ın az bilinen patikaları
Uludağ herkesin bildiği kayak merkeziyle ünlü ama ben size kayak pistlerinden kilometrelerce uzaktaki patikalardan bahsetmek istiyorum. Özellikle yaz ve sonbahar aylarında Uludağ Milli Parkı içindeki Sarıalan’dan sonra devam eden Göller Bölgesi’ne doğru yürüyüş yapmak inanılmaz keyifli.
İlk defa gittiğimde yolun sonundaki küçük gölcükleri görünce nefesim kesilmişti. Su o kadar berraktı ki dibindeki taşlar tek tek seçiliyordu. Etrafta sadece rüzgarın uğultusu ve arada bir uçan kargaların sesi var. Kalabalıktan eser yok. Yanınıza sadece su ve biraz atıştırmalık alın, günü orada geçirin derim.
Başköy ve etrafındaki vadi
Bursa’nın en sevdiğim gizli sığınaklarından biri kesinlikle Başköy. Şehir merkezinden arabayla yarım saatte varıyorsunuz. Köyün hemen dışında başlayan orman yolu sizi derenin kenarına götürüyor.
Derenin sesi… Ah o ses. Yürürken sürekli eşlik ediyor size. Bazen o kadar gürültülü ki kendi düşüncelerinizi bile duyamıyorsunuz. Sonra aniden kesiliyor ve inanılmaz bir sessizlik çöküyor. Bu ani geçişler beni her seferinde büyülüyor.
Burada özellikle sonbaharda yapraklar turuncu ve sarının her tonuna bürünüyor. Fotoğraf çekmek isteyenler için bulunmaz bir nimet. Ama sadece fotoğraf için değil, gerçekten hissederek yürümek lazım.
Hamilibel’deki ıssız yaylalar
Çok az kişinin bildiği bir yer daha var: Hamilibel. Burası tam anlamıyla bir doğa kaçamağı. Yolu biraz virajlı ve engebeli ama vardığınızda her şeye değiyor.
Burada orman o kadar sık ki güneş bile zor ulaşıyor yere. Toprak nemli, hava mis gibi çam kokuyor. Yürürken ayaklarınızın altında ezilen yaprakların sesini duyuyorsunuz. Ara sıra karşılaştığınız sincaplar ve kuş sesleri dışında hiçbir şey yok.
Ben ilk defa bahar başında gitmiştim. Her yer çiçek içindeydi. Özellikle mor çiğdemler ve beyaz kardelenler dikkatimi çekmişti. O günden beri her bahar buraya uğramaya çalışıyorum.
Suuçtu Şelalesi ve çevresi
Şelale deyince akla gelen ilk yerlerden biri Suuçtu. Ama şelalenin hemen yanı başındaki orman içi patikaları çok az kişi biliyor. Şelalenin sesi oldukça güçlü. Yaklaştıkça o serinlik yüzünüze vuruyor.
Şelaleden sonra yukarı doğru tırmandığınızda küçük bir plato çıkıyor karşınıza. Orada oturup sadece suyun sesini dinlemek bile insana iyi geliyor. Yanınıza termosla çay alırsanız tam oluyor. Ben genelde öyle yapıyorum. Bir ağacın altına oturup, çayımı yudumlarken etrafı izliyorum.
Doğanın sesini dinlemek neden önemli?
Bazen sadece yürümek yetmiyor. Durup dinlemek lazım. Bursa’nın bu gizli yeşil sığınaklarında insan kendini yeniden keşfediyor. Şehrin gürültüsü kulağınızda çınlamayı bırakıyor. Yerine kuş sesleri, rüzgarın uğultusu ve suyun akışı geliyor.
Ben bu yürüyüşlerde telefonumu genelde uçak moduna alıyorum. Çünkü bildirim sesleri o atmosferi bozuyor. Denemenizi tavsiye ederim. İlk başta garip gelebilir ama sonra vazgeçemiyorsunuz.
Ne zaman gitmeli, ne götürmeli?
Bence en güzel zamanlar ilkbahar sonu ve sonbahar başı. Yazın çok sıcak olabiliyor, kışın da bazı yollar kapanıyor. Ama her mevsimin kendine göre bir güzelliği var. Yanınıza mutlaka rahat yürüyüş ayakkabısı, su, hafif bir mont ve powerbank alın. Çünkü sinyal bazen çekmeyebiliyor.
Ayrıca bir de küçük not defteri götürün. Belki bir şeyler yazmak istersiniz. Ben ilk defa Uludağ’ın o göller bölgesinde otururken bir şeyler karalamıştım. Sonra blog yazılarımın çoğunda o hisleri kullandım.
Siz de çıkın ve keşfedin
Bursa’nın bu kadar yakınında bu kadar güzel yerlerin olması gerçekten büyük şans. Hepimiz şehir hayatının içinde koşturup duruyoruz. Ama arada bir durup Bursa’nın yeşil sığınaklarına kaçmak kendimize yapabileceğimiz en güzel iyiliklerden biri.
Belki bu hafta sonu bir tanesini seçip gidersiniz. Hangisini seçeceğiniz size kalmış. Ama şunu unutmayın: Asıl önemli olan oraya vardığınızda gerçekten orada olmak. Kokuları hissetmek, sesleri dinlemek ve o anın tadını çıkarmak.
Keyifli yürüyüşler dilerim. Belki bir sonraki yazıda sizin keşfettiğiniz bir yerden bahsederiz, kim bilir?